• 2.HARMANCIK BULUŞMASI
    • 19 TEMMUZ 2015 PAZAR
    • BEDAN KÖYÜ
    • Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
    • 2. HARMANCIK BULUŞMASI
    • 19 TEMMUZ 2015 PAZAR GÜNÜ HARMANCIKTA
    • 2.HARMANCIK BULUŞMASI
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.

VATAN SEVGİSİ

Coğrafya ile insan arasındaki ilişki, “vatan” kavramıyla ifade edilir. Vatan, kişinin özünü şekillendiren, doğup büyüdüğü coğrafyadır. Coğrafya ise, insanın doğup büyüdüğü, baba ocağının üzerine kurulduğu, atalarının mezarının konulduğu topraklar; içilen su, solunan hava, sıcağı- soğuğu hissedilen iklim, dağlar, tepeler, dereler, çaylar, bağ, bahçe ve ormanlardır. Bütün bu unsurlar, insanın mayasını oluşturan, hamurunu yoğuran ve geçmişini geleceğine taşıyan faktörlerdir.

Bizim inanç ve kültürümüzde “vatan” kavramı,uğrunda ölünecek manevi değerler arasında sayılmıştır. Hadis-i Şerif olduğu tahmin edilen bir ifade de, “vatan sevgisi imandandır” denilmiştir. Yani vatan sevgisi, insanın Allah’a, Kitaba ve Hz. Peygambere olan imanının bir sonucudur. Allah’a, Peygambere, Kuran’a inanan kişi, imanının ve Allah sevgisinin gereği olarak, vatanını da sevecektir. Zira vatan sevgisi, kişinin kendini bilmesi, özüne bağlı kalması, kökenini inkâr etmemesi,  insani değerlere karşı yabancılaşmaması ve Yaratıcısına sadık kalması gibi değerlerle iç içe geçmiş, mezcolmuş bir kavramdır.

İnsanoğluna hem dünya mutluluğunu, hem de ahiret saadetini (ebedi cennet hayatını) vadeden Yüce Dinimiz, akrabalarla diyaloga, onları gözetip iyilik yapmaya ve vatan sevgisine büyük önem vermektedir. Vatan sevgisi, bizim milleti için daha özel bir anlam ifade eder. Vatan ve Bayrak kavramları, Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerim ile birlikte anılır ve “mukaddesatımız” yani uğrunda severek can verilecek kutsal değerlerimiz arasında sayılır. Vatan için ölenler şehit, kalanlar ise gazi namıyla, unvanların en şereflisiyle anılırlar.

İnsan için, birbiriyle bağlantılı, adeta iç içe geçen halkalar gibi çeşitli vatan algıları vardır. Bizim kadim kültürümüze göre; asıl vatan (vatan-asli) hepimizin eninde sonunda gideceğimiz yer olan ahiret yurdudur. Dünyevi anlamda ise, en geniş anlamda dünya, en dar anlamda ise hayata gözlerini açtığımız, doğup büyüdüğümüz baba ocağı, mahalle ve köyümüz bizim vatanımızdır. Dıştan merkeze doğru sayarsak; Dünya, Asya kıtası, Türk yurdu olan Anadolu, Antalya ili, Gündoğmuş ilçesi, köyümüz ve mahallemiz, bizim için vatan kavramının karşılıklarıdır.

İnsan- vatan ilişkisinde, insanın en fazla etkileşim yaşadığı daire, en içteki, en küçük ve merkezdeki daire olan baba ocağı yani mahalle ve köyüdür. Kişi bakımından görev ve sorumluluğun en fazla olduğu daire de budur. En az etkileşimin yaşandığı, görev ve sorumluluğun da en az olduğu daire ise, en dışta bulunan en geniş ve en büyük daire, yani dünyadır.

Bu nedenle, kişi bakımından vatan sevgisinin en yoğun olduğu yer, etkileşimin, görev ve sorumluluğun en fazla yaşanacağı yer, baba ocağı yani mahalle ve köydür. Baba ocağına soğuk ve yabancı olan kişi, ülkesine ve milletine de yabancı olur. Köyünü ve mahallesini sevmeyen kişi, ilçesini, ilini ve ülkesini de sevmez. Akrabasını sevmeyen kişi, milletini de sevmez. Akrabasını gözetip iyilik yapmayan kişi, milletinin menfaatlerini, ülkesinin çıkarlarını da gözetmez.

Köy ve mahalle sadece bir coğrafya parçası değil, aynı zamanda sosyal bir yapıdır. Toplumsal dokunun en küçük birimi olan ailenin kurulduğu ve varlığını sürdürdüğü alandır. Köy ve mahallenin yapısı ne kadar sağlıklı olursa, ülke genelindeki toplumsal yapımızda o kadar sağlıklı ve güçlü olur.

Öte yandan, insan mizacı ile coğrafya arasında doğru orantılı bir ilişki ve bağlantı söz konusudur. İnsan karakterini şekillendiren önemli etkenlerden birisi de, insanın doğup, büyüdüğü, hamurunun yoğrulduğu coğrafyadır.

Mesela, Asya Kıtası’nın arazisi çok geniştir. Büyük ovalara ve çöllere, ılık ve sıcak iklim yapısına, düşük nüfus yoğunluğuna sahiptir. Bunun insan karakter yapısına yansıması olarak; Asya insanı, sıcak ve ağır kanlı, duygusal ve romantik bir yapıya sahiptir. İnsani (vicdani) değerlere önem verir. Aile bağları güçlüdür, komşuluk ilişkileri önemlidir. Paylaşmayı sever, misafirperver ve kısmen hümanisttir. Bu nedenle Asya insanı için duygusal ilişkiler daha belirleyici rol oynar.

Buna karşın Avrupa Kıtası, dar ve engebeli arazi yapısına sahiptir. Deniz ve akarsuları çoktur, ulaşım imkânları fazladır, serin ve soğuk bir iklime sahiptir. Toplumsal etkileşimin yoğun olduğu bir coğrafyadır.

Bunun insan karakter yapısına yansıması olarak da, Avrupa insanı; hareketli, heyecanlı, serinkanlı, çalışkan, gerçekçi, realist ve rasyonalisttir. Avrupa insanı için diğer insanlar ve toplumla ilişkilerde belirleyici unsur, menfaat temini ve kazanç elde etme isteğidir. İnsanlar, sosyal yaşamlarında daha bireysel davranırlar ve “ben” merkezli bir hayat yaşarlar. Paylaşma yerine rekabet ve mücadele vardır. Vicdani ve ruhsal tatminden ziyade, haz duyma, zevk ve lezzet alma arzusu belirleyici konumdadır.

Konuya Gündoğmuş açısından baktığımız zaman; Gündoğmuş ve köyleri, Toros dağlarının eteklerinde ve yer yer zirveye yakın noktalarında konuşlanmıştır. Kışlak yerleşim merkezlerinin yanı sıra, çok sayıda yaylalara, güzlelere ve ormanlara sahiptir. Arazi dağlık, tepelik ve engebelidir. Topraktan ziyade taşlık ve yalçın kayalıklar vardır. Araziye oranla nüfus yoğunluğu düşüktür. Havası temiz, suyu tatlı ve şifalıdır. İklimi kışın sert ve oldukça soğuk, yazın ise serindir. Adeta Antalya’nın diğer ilçelerinin de yaylası gibidir.

Gündoğmuş insanın karakter yapısı, yaşadığı coğrafyanın özelliklerine benzer. Gündoğmuşlular, çam, sedir, ladin ve ardıç ormanlarının havası gibi saf ve temiz bir yapıya sahiptirler. Çınar ağacı gibi ulu, vakur ve kendilerinden emindirler. Toros dağları gibi dik, keçi gibi inatçıdırlar. Kışın dondurucu soğuğu gibi sert, Ak Dağ’ın zirvelerine yağan kar ve fırtınalar gibi hırçın, Alara Çayı bibi coşkun ve berraktırlar. Kadim Türkistan kültürünün de tesiriyle,  fıtraten İslam’a taraftardırlar. Vicdani değerler, tavır ve davranışlarda temel ölçüdür. Cesur, dürüst ve merttirler. Paylaşmayı severler, misafirperverdirler. Aile bağları güçlüdür, akrabalık ilişkilerine önem verir, sıla-i rahime dikkat ederler. Namus ve iffet sahibidirler. Çalışkan ve kanaatkardırlar. Küçüğünü sever, büyüğünü sayar, kadir kıymet bilirler. Duygusaldırlar, şefkat ve merhamet sahibidirler, izledikleri eski bir Türk filminin acıklı bir sahnesi için bile kolayca ağlayıverirler.

Ferdi davranma zamanı bitti. Zaman bireysel davranma zamanı değil, bir araya gelerek ekip çalışması yapma. Gündoğmuşluların buna, herkesten çok ihtiyaçları var…  

       26.11.2013 NOT:GÜNDOĞMUŞ HABER SİTESİNDEN ALINTI YAPILMIŞTIR.